TİCARİ İŞLETME

Yazmış olduğum tezimin giriş kısmı

 

 

 

 

GİRİŞ

 

Ticaret Hukuku’nun tanımını yapmak ile başlayacak olursak; ticari faaliyetleri düzenleyen hukuk koludur diyebiliriz. Ticari faaliyetler, insan topluluklarının üretim ve tüketimini sağlayan bütün eylemlerdir. Ticaret Hukuku bu faaliyetlerin tarihi gelişimine de dikkat etmektedir. Bu gelişim, sosyal ve düşünceler olarak iki ana başlıkta toplanabilmekte ve ticari hayata müdahalede bulunmuştur. Ortaçağ’dan bu yana gelişimde birçok hukuk sisteminde de değişik şekillerde olmuştur. 

 

Ticaret Hukuku aynı zamanda diğer hukuk dallarına da doğrudan yer vermiştir. Devletlerin kendi ticari hayatlarına müdahale etmesi sonucunda ise ekonomi hukuku ortaya çıkmıştır. Bu hukukun üzerinde herhangi bir fikir birliği bulunmamakla beraber Ticaret Hukuku ile ticaret hayatına farklı bakış açısına sahip olduğunu düşünenler olduğu gibi, tüm kazanç getirici faaliyetlerin bir bütün olarak birlikte yürütülüp teşvik edilmesi gerektiğini düşünenler de bulunmaktadır. 

 

Ticaret Hukuku’nun düzenlenmesinde sistemler oluşturulmuştur. Bunlar; sübjektif, objektif, karma ve modern sistemdir. Bu sistemler kendi aralarında, tacirlere özgü olarak sübjektif, ticari işlemlere uygulanan objektif ve ticari işletmelere uygulanan ise modern sistem olmak üzere gruplandırılmıştır. Objektif sistemde, kanun tarafından meydana gelen değişimler aracılığıyla bazı işlemlerin yapılmış olabileceğine dayanılarak ticari işlemler kabul edilir. Karma sistemde, hem tacir hem ticari iş ve işlemleri esas alınır. Modern sistemde ise, tacirin yapmış olduğu işlemlere ticarilik karinesi uygulanır. Sübjektif sistemde, öncelikle  tacir kavramı tespit edilir.  Ticari işlemler tacirlerin ticari fiilleridir ve tacirlere uygulanan hükümler ticari hükümlerdir. 

 

Ticaret Hukuku’nun ülkemizde düzenlenmesini Cumhuriyet Dönemi sürecini baz alarak inceleyebiliriz. Cumhuriyet Öncesi Dönem’de hukuk hayatı Kur’an ve Şeriat esasları dikkate alınarak düzenlenmiş olup, ticari ilişkiler de bu kurallara göre yürütülüyordu. Batılılaşma çabalarının yoğunluk kazanması münasebetiyle hukuk alanında da etkili olmuş ve ilk Ticaret Kanunumuz olan Kararname-i Ticaret kabul edilmiştir.  Cumhuriyet Dönemi ise; 1926, 1956, 2011 tarihli Türk Ticaret Kanunu olmak üzere kendi arasında üçe ayrılmıştır. 

Çalışmamızda ticari işletme kavramını ele almaktayız. Bu kavram Ticaret Hukuku doktrini tarafından Ticaret Hukuku genel teorisi üzerine kurulmak istendiği için ilk önce Ticaret Hukuku’nu açıklayarak bir giriş yapmış bulunmaktayız. TTK’nın hazırlanmasında ticari işletme esas alınarak hareket edilmiştir. Bu sebeple; ticaret hukukunun önemli birçok kavramı ticari işletme ile bağdaştırılmıştır. Ticari işletmedeki işletme kavramı; sermaye, emek, müteşebbis kavramları arasında faaliyet göstermektedir. Belirli birkaç sistemde ticari işletme iki ayrı açıdan değerlendirilmiştir. Bazı sistemlerde kanunkoyucu, ticari işletmeyi bilerek veya bilmeyerek hükümlerden faydalanarak bir senteze ulaşmıştır. Diğer bazı sistemlerde ise kanunkoyucunun bilmeden hareket etmesinin mümkün olmadığı görüşündedir.  Bu sebeple, Türk sisteminin ticari işletme esasını en geniş ölçüde ele almış bir sistem olduğunu söyleyebiliriz. 

 

Genel olarak girişini yapmış olduğum ticari işletme; ticari hükümlerinin üzerine kuruldukları birçok kavramın tespitinde işe yarar ve devir, rehin gibi işlemlere konu olabilir. Bahsi geçen bütün durumları TTK m.11’i esas alarak daha detaylı olarak inceleyeceğiz. 

 

561 görüntüleme