YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA BORCA VE YETKİYE İTİRAZ

Kendisine icra takibi başlatılan borçlunun borcun bir kısmını veya tamamını ödediğine, alacaklıya hiç borcu bulunmadığına veya takibin yerleşim yeri dışında bir icra dairesinde açılmış olduğuna itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ödememesi halinde alacaklının bu borcu devlet gücü ile tahsil etmek üzere icra dairelerinde açtığı dosyaya ilişkin işlemlerdir.

İlamlı ve ilamsız olmak üzere iki türe ayrılan icra takiplerinin ilamsız takipler türünde genel haciz yoluyla takip şekli bulunmaktadır. Tebliğde ödeme emrinin yer aldığı örnek numarası ile Örnek 7 olarak da adlandırılan bu takip şekli herhangi bir senede, sözleşmeye, belgeye dayanmaksızın yürütülür.

Her icra takibi başlatan alacaklının kesin olarak haklı olduğundan bahsedilemez. Alacağını daha önce kısmen ya da tamamen tahsil ettiği hâlde veya hiç alacağı olmadığı hâlde icra takibi başlatan kişilere rastlamamız da mümkün olabilir. Çünkü yukarıda belirttiğimiz üzere genel haciz yoluyla takip şeklinde herhangi bir belgeye dayanmaksızın icra takibi başlatılabildiği için günümüzde bu takip şeklinin dolandırıcılık yöntemi olarak kullanıldığına dahi rastlamaktayız.

Bununla birlikte ilamsız takiplere ilişkin genel yetki kurallarında borçlunun 4721 sayılı Medeni Kanun’un 19-22 maddeleri gereğince yerleşim yeri sayılan yerdeki icra dairesi yetkili icra dairesidir. Bu nedenle icra takibinin borçlunun yerleşim yeri yargı sınırları çevresinde bulunan icra dairesinde başlatılması gerekir.

Kendisine icra takibi başlatılan borçlunun borcun bir kısmını veya tamamını ödediğine, alacaklıya hiç borcu bulunmadığına veya takibin yerleşim yeri dışında bir icra dairesinde açılmış olduğuna itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

İtiraz; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 62’nci maddesinde düzenlenmiş olup borçlu, ödeme emrinin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içerisinde yazılı veya sözlü olarak yapılmalıdır. Tebliğ edilen gün hesaplamaya dâhil edilmez. İtiraz süresinin son günü hafta sonuna ya da resmi tatile denk gelirse hafta sonundan ya da resmi tatilden sonraki ilk iş günü son gün sayılır.

İtiraz dilekçeyle veya sözlü olarak bizzat ilgili icra dairesine yapılabileceği gibi itiraz dilekçesi posta yoluyla veya telgrafla da icra dairesine gönderilebilir. Ancak böyle bir durumda dilekçenin postaya verildiği tarihte değil postanın icra dairesine ulaştığı tarihte itiraz edilmiş sayılır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – 1988/6271 Esas 1988/3774 Karar) 

Yani posta veya kargo yoluyla gönderilen itiraz dilekçesinin yedi günlük yasal süre içerisinde icra dairesine teslim edilmiş olması gerekir.

1) Yetkiye İtiraz

İcra takiplerinde yetki belirlemesi İcra ve İflas Kanunu’nun 50’nci maddesi yollaması ile 1086 sayılı (eski) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun hükümlerine göre yapılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanun’a yapılan yollamalar 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.

İcra takibi borçlunun yerleşim yerinden başka bir yer icra dairesinde başlatılmış olabilir. 

Böyle bir durumda kendisine icra dairesi tarafından ödeme emri tebliğ edilen borçlunun borcun tamamına veya bir kısmına itirazı var ise bu itirazı ile beraber ayrıca yetkiye itiraz edebilecektir.

Borcun aslına ve vasfına dair bir itirazı bulunmasa dahi yalnızca yetkiye de itiraz edilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – 2006/14593 Esas 2008/1315 Karar)

Ancak yetkiye itiraz edilirken de dikkat edilmesi gereken hususlar vardır.

HMK’nın 19/2 maddesi uyarınca; borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu bildirmek zorundadır. Aksi takdirde, yetki itirazı geçersizdir. Borçlular itiraz dilekçelerinde, icra dairesinin yetkisiz olduğunu belirtmekle yetinip yetkili icra dairesini göstermediklerinden usulüne uygun olarak yapılmış bir yetki itirazının varlığından söz edilemez. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – 2014/28861 Esas 2014/26579 Karar)

Buradan anlaşıldığı üzere borçlu itirazda bulunurken beyanen “Takip yetkisiz icra dairesinde başlatılmıştır. Yetkili icra dairesi … İcra Dairesi’dir. Bu nedenle yetkiye itiraz ediyorum” demeli ve takibin başlatılması gereken icra dairesini göstermelidir. Yani borçlu icra dairesinin yetkisine itirazda bulunurken yetkili icra dairesinin hangi icra dairesi olduğunu açıkça beyan etmelidir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi – 2016/26168 Esas 2017/12357 Karar)

Son olarak itiraz süresi geçtikten sonra icra dairesine yapılan veya itiraz süresi içerisinde olsa dahi icra mahkemesine yapılan yetki itirazı geçerli olmaz. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi - 2003/20276 Esas 2003/23037 Karar)

2) Borcun Tamamına İtiraz

Aleyhinde icra takibi başlatılan borçlu alacaklıya hiç borcu bulunmadığı ya da borcun tamamını takipten önce ödediği itirazında bulunabilir.

İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir. (İcra ve İflas Kanunu – Madde 62)

Anılan maddede (İİK 62) itiraz dilekçesinin itiraz eden borçlu tarafından bizzat icra dairesine getirilip tesliminin zorunlu olduğu yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Önemli olan borçlunun dilekçe altında kendisine atfen atılan imzaya karşı çıkmamasıdır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – 2005/12499 Esas 2005/16234 Karar)

Borçlu tarafından itiraz dilekçesinin doğrudan posta ile gönderilmesi hâlinde itiraz edilmesine esas alınacak tarih gönderme tarihi değil postanın icra dairesine ulaşma tarihidir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – 1989/8135 Esas 1990/1049 Karar)

Borca itiraz ederken itiraz dilekçesinde sebep bildirmek mecburiyeti bulunmamaktadır. Bununla birlikte itiraz dilekçesinde sebep bildirilmediği takdirde itirazın kaldırılması duruşmasında itiraz sebepleri ileri sürülebilir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi - 2002/13713 Esas 2002/14106 Karar)

Borcun tamamına itiraz hâlinde borçlunun sebep bildirmesi gerekmediği gibi itirazında belli bir sözcüğü kullanması da zorunlu değildir. Önemli olan yasal süre içerisinde şahsen veya yetkili kişiler eliyle itiraz iradesinin ortaya konulmasıdır.

Yani itirazın yazılı yapılması hâlinde borçlunun “borçlu değilim”, “borcum yoktur”, “alacaklının takibe yetkisi yoktur”, “itiraz ediyorum”, “borçtan sorumlu değilim” ve sair şekilde itiraz istemini dile getiren, itiraz iradesini ortaya koyan sözcüklerin kullanılması ya da sözcüklerin anlamına bakılmaksızın dilekçe verenin maksat ve isteği göz önünde tutulmalıdır. Borçlunun dilekçesinden genel olarak borca itiraz iradesi çıkarılabiliyorsa bu geçerli bir itiraz olarak kabul edilmelidir. Bu konuda kuşkuya düşülmesi hâlinde dahi borçlu lehine hareket edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu – 2009/12-185 Esas 2009/182 Karar)

Son olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre alacaklının talebi üzerine borçluya ikinci kez ödeme emrinin tebliğ edilmesi borçluya yeniden itiraz etme olanağı tanımaktadır.

Borçlu tarafından birinci sefer tebliğ edilen ödeme emrine itiraz edilmemiş olsa dahi ikinci kez tebliğ edilen ödeme emrine itiraz edilebilir.

3) Borca Kısmen İtiraz

Aleyhinde icra takibi başlatılan borçlu alacaklıya borcunun bulunduğunu ancak bu borcun bir kısmını takipten önce ödemiş olduğunu iddia ederek itirazda bulunabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmının cihet ve miktarını açıkça göstermesi gerektiğidir. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. (İcra ve İflas Kanunu – Madde 62)

Yani borcun tamamına itiraz ederken şekli sözcüklerin veya sebep bildirmenin mecbur olmamasının aksine yetki itirazında bulunurken yetkili icra dairesinin açıkça gösterilmesi mecburiyeti gibi itiraz edilen ve kabul edilen kısmın açıkça gösterilmesi gerekir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – 2013/17000 Esas 2013/25257 Karar)

Örneğin; 10.000,00 Türk Lirasının tahsili talebiyle hakkında icra takibi başlatılan borçlunun takip öncesinde bu borcun 5.000,00 Türk Lirasını alacaklıya ödediğine ilişkin itirazda bulunurken “benim bu kadar borcum yoktur” demesi yeterli değildir. Açıkça “Benim 10.000,00 Türk Lirası borcum yoktur, bu borcun 5.000,00 Türk Lirasını ödedim, takibin 5.000,00 Türk Lirasına ilişkin kısmına itiraz ediyorum” demesi gerekmektedir.

C. IŞIKDEMİR

210 görüntüleme